:(
Artık yolda yürürken bir dükkândan önünüze doğru çekirdekler, portakal kabuklar, sigara izmaritleri, buruşturulmuş kâğıtlar, içinden bir şeyler içilmiş plastik bardaklar... vb. atılabiliyor; herkes de bunları çok normal karşılıyor belki de normal karşılamak zorunda kalıyor. Çünkü o kadar terbiyesiz, o kadar cahil, o kadar gözleri kör ki bu işleri yapanların; sırf uyardınız diye sokak ortasında hakarete maruz kalabilirsiniz, tartaklanabilirsiniz hatta bıçaklanabilirsiniz...
Rant uğruna ormanlar yakılıyor... Bir iki site daha fazla yapılsın da birileri daha da çok paralar kazansın. Ama o birileri de o kadar salak ki o ormanların ortadan kalkmasının kendilerine de zararı olacağını düşünemiyorlar. Sanki o kazandıkları parayla temiz havaya, o güzellikleri satın alabilecekler, sanki ülke çöl olursa çok rahat yaşayabilecekler.
Arıtma tesisleri kurmak, bacalara filtre takmak çok zor geliyor fabrika sahiplerine. Bunu düşünmüyorlar yada düşünseler bile o paracıklarını harcamak zor geliyor. Kafaları basmıyor mu acaba o pis havanın kendilerine de zarar verdiğine, o kimyasal artıkların aktığı sularda kendi çocuklarının da yüzebileceğine, toprakların üzerinde oyun oynayabileceğine...
Her şeyin başı eğitim diyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Büyük ihtimalle de kendi sesimizi kendimiz duyuyoruz, hatta o kadar bastırılıyoruz ki kendi sesimizi kendimiz duyamaz hale geliyoruz. Kanıksıyoruz, kabulleniyoruz... Zorunda bırakılıyoruz. Kendimiz doğru bildiklerimizi yapmaya çalışıyoruz. Ama o kadar azız ki. O kadar küçüğüz ki bu gün geçtikçe kötüleşen dünyada... En yakınlarımıza, kendi yetiştirdiğimiz nesillere doğrusunu aktarmaya çalışıyoruz ama bir bakıyoruz ki biz bire ikiye bunları aktarmaya çalışırken, bunlar onlarla yüzlerle geliyorlar.
Güveneceğimiz hiçbir yer kalmıyor. En yakınlarımızın diğer safa geçtiğini görünce kırılıyoruz, devletin asayişini sağlamakla görevli kişilerin bir açık bulup güçlerini en masumların üzerinde denediklerini görünce yıkılıyoruz, her şeyi koordine etmesi gereken devletin, kendi seçtiğimiz vekillerin birilerine peşkeş çekmek uğruna en kutsal değerleri sattığını görünce mahvoluyoruz, her şeyin daha da iyiye gideceğine olan inancımızı daha da yitiriyoruz...
Tüm bunların arasında yine de olumlu bakmaya, bazı şeyleri kafamıza takmamaya çalışarak daha da yoruluyoruz... Pollyannacılık oynayarak kendimizi kandırıyoruz... Ya da...
Rant uğruna ormanlar yakılıyor... Bir iki site daha fazla yapılsın da birileri daha da çok paralar kazansın. Ama o birileri de o kadar salak ki o ormanların ortadan kalkmasının kendilerine de zararı olacağını düşünemiyorlar. Sanki o kazandıkları parayla temiz havaya, o güzellikleri satın alabilecekler, sanki ülke çöl olursa çok rahat yaşayabilecekler.
Arıtma tesisleri kurmak, bacalara filtre takmak çok zor geliyor fabrika sahiplerine. Bunu düşünmüyorlar yada düşünseler bile o paracıklarını harcamak zor geliyor. Kafaları basmıyor mu acaba o pis havanın kendilerine de zarar verdiğine, o kimyasal artıkların aktığı sularda kendi çocuklarının da yüzebileceğine, toprakların üzerinde oyun oynayabileceğine...
Her şeyin başı eğitim diyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Büyük ihtimalle de kendi sesimizi kendimiz duyuyoruz, hatta o kadar bastırılıyoruz ki kendi sesimizi kendimiz duyamaz hale geliyoruz. Kanıksıyoruz, kabulleniyoruz... Zorunda bırakılıyoruz. Kendimiz doğru bildiklerimizi yapmaya çalışıyoruz. Ama o kadar azız ki. O kadar küçüğüz ki bu gün geçtikçe kötüleşen dünyada... En yakınlarımıza, kendi yetiştirdiğimiz nesillere doğrusunu aktarmaya çalışıyoruz ama bir bakıyoruz ki biz bire ikiye bunları aktarmaya çalışırken, bunlar onlarla yüzlerle geliyorlar.
Güveneceğimiz hiçbir yer kalmıyor. En yakınlarımızın diğer safa geçtiğini görünce kırılıyoruz, devletin asayişini sağlamakla görevli kişilerin bir açık bulup güçlerini en masumların üzerinde denediklerini görünce yıkılıyoruz, her şeyi koordine etmesi gereken devletin, kendi seçtiğimiz vekillerin birilerine peşkeş çekmek uğruna en kutsal değerleri sattığını görünce mahvoluyoruz, her şeyin daha da iyiye gideceğine olan inancımızı daha da yitiriyoruz...
Tüm bunların arasında yine de olumlu bakmaya, bazı şeyleri kafamıza takmamaya çalışarak daha da yoruluyoruz... Pollyannacılık oynayarak kendimizi kandırıyoruz... Ya da...


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home