Name:
Location: Istanbul, Türkiye

Tuesday

Herşey boş... Yok dolu... Ama güzel...

Gün gelir, aslında herşeyin ne kadar boş olduğunu sorgularsınız...

Hayattan zevk alan, en ufak şeyde, hatta büyük şeylerde bile moralini bozmayan, her zaman güçlü, iyi tarafından bakabilen, hayatla dalga geçebilen biri olabilirsiniz. Herkes herşeyden şikayet halindeyken, kendi gölgesiyle bile kavga edebilecek bir hale gelebiliyorken, olan herşeyi kendi şanssızlığı olarak nitelendiriyorken, siz, kocaman bir gülümsemeyle etrafınıza bakabiliyor, bu serzenişlere bir anlam veremiyor olabilirsiniz...

Ama işte "o an" gelir, bütün kaleleriniz düşer, savunmanız kırılır hayata karşı. Vücudunuza girip, bağışıklığınızın zayıfladığı anı kollayan ve yakaladığı ilk fırsatta ortaya çıkan, sizi hasta eden, bütün enerjinizi emen o hain virüs gibi...

Çabaladığınız herşey aslında ne kadar da boşunadır oysa. Ee okullar bitti, mutlu olacağınız bir işiniz de var, hayatta herşey yolunda gidiyor, yaptığınız herşey için müteşekkirsiniz bütün bunların yolunda olmasını sağlayana. Bir yerlere gelmek için, bir şeyler için çabalıyorsunuz kendinizce, birilerini kırmamak için elinizden gelen herşeyi yapıyorsunuz, herkesi mutlu etmeye çalışıyorsunuz vs. vs. vs. Sonuç? Sonuç kısır bir döngü... Düşündükçe içine daha da batıyorsunuz, battıkça daha da kayboluyorsunuz, biraz ferahlayınca bakıyorsunuz ki aynı yerdesiniz, bu sürüncemeyi bir kere daha yaşıyorsunuz...

Aslında normal hayatta düşünmediğiniz, kafanızı kurcalamayacak şeyler çıkıyor açığa... Ya yanlış yaparsam, ya insanların gözünde normalin çok biraz üzerinde olan itibarınız birden 0'ın da altına inerse, kötülük için söylenen "Adı çıkmış dokuza inmez sekize" sözü gerçekten de iyilikler için geçerli değilse, insanlar için o kadar didinmeleriniz aslında boşunaysa, ya bunlar hiç görülmediyse, ya da hiç akla gelmezse, bir kerede silinme ihtimaliniz varsa, o güne kadarki iş yeriniz artık iş yeriniz değilse ve buna siz karar vermemişseniz, absürt bir şaka yaptığınızda, ya da en yakınlarınızı çok sevdiğinizi söylediğinizde ya bunu "Allah söylettiyse" ve onlar sizin son sözlerinizse, elinizden geldiği kadar çalışıp çabalayıp bir nitelik kazanmış olduğunuz halde yan gelip yatan, sizin yarınız kadar niteliğe sahip birisi sizden daha iyi koşullara kavuşursa... Bu örnekler artırılabilir, çeşitlenebilir, dallanır budaklanır... Sizin o gününüzü mahveder.

Tüm bunlar tahtakurdu gibi beyninizi kemirirken, hala biraz şansınız varsa uykuya dalarsınız. Öncekilerden tamamen farklı bir gün... Aslında ne kadar da güzel değil mi? Herşey eskisi gibi. Dün ne mi oldu? Ne oldu?

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home